Otoriter Zamanlarda SINIFı Yeniden Kurgulamak
Bugün kapitalizmin içinde bulunduğu büyük kriz, bir kez daha küresel ölçekte otoriter yönetimlerin yükselmesine neden oluyor. Aşırı sağ eğilimlerin ABD, Avrupa ve genel olarak dünya çapında artan etkisi ve saldırganlığı, bir yandan jeopolitik gerilimleri, savaşları, göçleri tetiklerken bir yandan da dünya toplumlarını yoksulluk, ırkçılık, cinsiyet eşitsizlikleri, ekolojik yıkımlarla baş başa bırakarak kapitalizmin sistemik krizini derinleştiriyor. 2008 ekonomik krizinden bu yana uygulanan “daha fazla neoliberalizm” formülünün sonucu olarak şekillenen bu koşullar, bir anlamda kapitalizmin istikrarı için ülkeleri ve halkları kaosa itip istikrarsızlaştırıyor.
Yıllardır krizin maliyetini geniş toplum kesimlerinin üzerine yıkıp, kamusal mülkiyete ve temel haklara yönelik küresel bir yıkım politikasını hayata geçiren neoliberal program, bugün barınma, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik başta olmak üzere refah politikalarının kalan kırıntılarını da imha ediyor. Sermaye lehine işleyen bu yağma, sömürü ve mülksüzleştirme düzeni de çevre felaketleri, jeopolitik gerilimler ve savaş ekonomileri üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Sefaletin küreselleştiği bu düzende, kuşkusuz eğitim yoksulluğu da küresel bir eğilim ve mülksüzleştirme biçimi olarak derinleşiyor. Eğitim bütçelerinde yapılan büyük kesintiler ve özelleştirme politikaları nedeniyle nitelikli, eşit, parasız eğitim hakkına el konulan genç kuşaklar, bir yandan gerçek bir sınıf ortamından (classroom), yani özgürleştirici, geliştirici, eşitlikçi, adil bir eğitimden yoksun bırakılıyor. Diğer yandan yoksulluğu sınıf ortamında sürekli yeniden üreten bu politikalar nedeniyle vasıfsızlaşıp, kendi sınıfına (class), yani yoksulluğuna hapsoluyor; yaşamını seçme, potansiyelini gerçekleştirme olanağı elinden alınıyor.
Dolayısıyla kapitalizmin bekçiliğini yapan otoriter yönetimlerde eğitim, artık ne bireylerin kişisel kurtuluşu ne de insanlığın ve gezegenin kurtuluşu açısından bir vaat, bir umut yaratabiliyor. Aksine öğretim programlarından sınavlara, öğrenci ve öğretmenin konumlanışından, toplum ve doğayla ilişkilere kadar tüm bileşenleri sermayenin çıkarları doğrultusunda yapılandırılan sınıf ortamı (classroom), kurtuluşa yönelik ortaya çıkabilecek sınıfsal (class) direniş ve dayanışma pratiklerini de en baştan baskı altına alıp sönümlendirmeye çalışıyor.
Ancak “eskinin ölüyor ve yeninin henüz doğamıyor” olduğu bu sistemik kriz çağında eleştirel eğitimciler olarak bizler, insanlığın geleceğini toplumsal mücadelelerin gücünün belirleyeceğini düşünüyoruz; eleştirel pedagoji geleneğini de bu mücadelenin kurucu eksenlerinden biri olarak görüyoruz. Bu bağlamda her iki anlamda da sınıfın (CLASS/room)-hem derslik anlamındaki sınıfın hem de toplumsal sınıfın- yeniden tahkim edilmesini ve mücadelenin merkezine yerleştirilmesini bugün için yaşamsal buluyoruz. Sosyal adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, ortak yaşamın, tüm canlılar için yaşanabilir bir dünya, tüm insanlık için onurlu bir gelecek fikrinin sınıflara, dersliklere taşındığı; sınıf bilincinin yeniden açığa çıktığı ve dönüştürücü gücünü gösterdiği devrimci bir eğitim hareketinin geliştirilmesinde, eleştirel eğitimcilerin, ilerici öğretmen ve öğrencilerin, bilim insanlarının, sendikaların ve derneklerin kolektif dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu da biliyoruz.
Buradan hareketle, otoriterliğin ve küresel yoksullaştırma programının bir parçası haline gelmiş eğitim politikalarını uluslararası örnekler ve farklı başlıklar üzerinden tartışmak, toplumların ve doğanın ortak yararına olacak çözüm önerilerimizi dayanışma içinde oluşturmak, mücadele pratiklerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmak ve eleştirel eğitimcilere bugün düşen görev ve sorumlulukları belirlemek için XIV. Uluslararası Eleştirel Eğitim Konferansı‘nda bir araya gelme çağrısı yapıyoruz.
Daha önce Atina (2011, 2012, 2017), Ankara (2013, 2024), Selanik (2014, 2022, 2025), Wroclaw (2015), Londra (2016, 2018), Napoli (2019) ve Malta’da (2023) düzenlenen Uluslararası Eleştirel Eğitim Konferansı (ICCE), kendini sosyal adalet ve özgürleşmeye adamış akademisyenler, eğitimciler ve aktivistlerin katıldığı bir forumdur. Amacı, neoliberal eğitim politikalarıyla mücadelede yararlı olabilecek teorik gelenekleri, pedagojik fikirleri ve pratik uygulamalarını, direniş ve mücadele deneyimlerini, uluslararası dayanışmayla yoldaşça bir ortamda tartışmaktır.
Konferansın dili İngilizce ve Türkçedir.
Kongreye Kalan Süre:
- 00Gün
- 00Saat
- 00Dakika
- 00Saniye
